NASREDDİN TUSİ KİMDİR?

NASREDDİN TUSİ KİMDİR?

Nasreddin Tusi Mohammad ibn Mohammad ibn Hasan 17.2.1201′de Güney Azerbaycan’ın Tus şehrinde doğmuş, 25.6.1274′te Bağdat’ta ölmüştür. İslam dünyasının en büyük bilim adamlarından olan Nasreddin Tusi, Tus ve Nisapur’da okumuştur. Mantık, Ahlak, Felsefe, Astronomi ve Matematik kitapları yazmıştır. Ahlak-ı Nasıri adlı eseri İslam Dünyasında ilk sistematik ahlak kitabı olarak kabul edilmiş, orta ve yakın doğuda yüzyıllarca ders kitabı olarak okutulmuştur. Hayatının önemli bir kısmını, Hasan El-Sabahin örgütünün merkezlerinden biri olan ve çok iyi bir kütüphanesi olduğu bilinen, Alamud kalesinde araştırma yaparak geçirmistir. Bu kale 1256′ da Moğol Hükümdarı Hülagü han tarafından alındıktan sonra, Hülagü hanın müneccim başı olmuş, 1262′ den sonra da Marageh’de (Güney Azerbaycan’da, Tebriz civarinda) Hülagü hanın emriyle kurulan rasathanede arastırmalarini sürdürmüş ve bir ziç, Ziç-i-İlhani’ yi hazırlamıştır. Ziçler, astronomik hesaplar için gerekli olan, sinüs cetvelleridir. Nasreddin Tusi’nin astronomi ile ilgili çalışmaları, Batlamyüs’den sonra Copernicus’un çalışmalarına kadar, astronomi hakkında en önemli çalışmalardan biri olarak kabul edilir. Rasathanenin kurulmasından sonra önemli faaliyetlerde bulunan Tusi, tanınmış İslam alimlerini burada topladı. Rasathanenin yanına kurduğu kütüphaneye çok sayıda kitap getirtti. Özellikle Bağdat ve Şam olmak üzere değişik yerlerden getirtilip toplanılan kitaplar bu kütüphanede bir araya getirtildi. Toplanan kitapların sayısının dört yüz bini bulduğu nakledilmektedir. Matematikle ilgili en önemli çalışması, düzlem ve küresel trigonometri ile ilgili çalışmalarıdır. Bu eserden sonra trigonometri, astronomi için bir araç olmaktan çıkıp, matematiğin bir ana dalı olmuştur. Bunun dışında, Yunanca’dan çeviri çok sayıda matematik kitaplarına izah ve yorumlar yazmış; bir sayının n. dereceden kökünü bulmak için çalışmalar yapmıştır. Batılı matematikçi ve astronomicilerin, eserlerinden en çok yararlandıkları islam dünyası bilim adamlarının başında Nasreddin Tusi gelir.

Kaynaklar:
1. Tosun Terzioğlu Zor Zamanlarda Matematik II: Nasirüddin el-Tusi Matematik Dünyası 2011-II, 68-71.
2. http://shexsiyyetler.nakhchivan.az/shexenglish/nesreddin.html
3. http://www.isimsizsevda.com/nasureddin-tusi-kimdir-buluslari-eserleri-2.html
4.http://www.sorcevapla.com/soru/nassreddin-tusi-ali-kuscu-ulug-bey-takiyyudun-kimlerdir-nerede-nezaman-yasamislardir-astronomiye-katkilari-nelerdi.html
5. http://tr.wikipedia.org/wiki/Nas%C3%AEr%C3%BCddin_T%C3%BBs%C3%AE

Nasırüddin Tusî (1201-1274)
Muhammed, Şubat 1201'de Horasan'ın Tus şehrinde doğdu. İlk terbiye ve derslerini annesinden aldı. Küçük yaştan itibaren eğitim hayatı başlamış oldu. Hukuk ve ilahiyat alanında eğitim almış olan babasının gözetiminde eğitimini sürdürdü. Musullu Kemaleddin bin Yunus, Muinüddin Salim bin Betran-ı Mısrî ve İbn Sina'nın talebelerinden biri olan Behmen Yar'dan dersler aldı. Hem din bilimleri hem de fen bilimleri dallarında eğitim gördü. Matematik, logaritma, mantık, hikmet ve idrak nazariyeleri derslerini okudu.
Nasırüddin Tusî, çocukluğundan itibaren büyüklerin meclislerine katılarak dinî ve felsefî tartışmaları büyük dikkatle izledi. Buradan edinmiş olduğu bilgi ve birikimini Ahlâk-ı Nasırî adlı eserine yansıttı. Söz konusu meclislerin, çocukların fikri gelişimlerine önemli katkı sağladığına ve gerekliliğine işaret etti. İlmî tartışmaların üzerinde bıraktığı derin izlere atıfta bulundu.
Tusî, gerçeği arama arzusu ile İsmaililerin yanına gitti. Kendisine ilgi gösterilerek Kuhistan'a gelmesi sağlandı. Burada gördüğü ilgi fikriyatı üzerinde önemli bir etki yaptı. İyi bir eğitim görmüş olmasına rağmen, bir süre sonra sapık fikirli ve sahabe düşmanı kesimlerin etkisinde kaldı. Sünnî anlayışın dışında bir yönelişe girdi. Zamanla aralarında iyi ilişki bozulmaya başladı ve İsmaililer tarafından Alamut kalesine hapsedildi. Yirmi iki yıl gibi uzun bir süre İsmaililerin yanında kaldı.
Hülagu tarafından Alamut kalesinin alınması ve İsmaililerin yenilgiye uğratılmasından sonra Moğolların yanında yer almaya başladı. Hülagu'nun danışmanı oldu. İsminin duyulması ve önemli bir şöhrete ulaşmış olması, ekonomik ve malî işlerden iyi anlaması Hülagu'nun nezdinde iyi yer edinmesine vesile oldu. Vezir olarak tayin edildi. Bu tayinden sonra Hülagu'nun isteği doğrultusunda hareket etmeye başladı. Bağdat'ı yakıp yıkan hükümdara karşı her hangi bir karşı harekette bulunmadığı gibi, yüz binlerce masum insanın katledilmesinde hisse sahibi olduğu (Nâsirûddin Tûsi, Yeni Rehber Ansiklopedisi, 15. C. S. 136) tezlerine karşılık; son yapılan araştırmalarda bu tezlerin gerçekçi olmadığı da ifade edilmiştir (A. Vahap Taştan, Nasreddin Tusi Hayatı, Eserleri, Din ve Toplum Görüşü http://sbe.erciyes.edu.tr/dergi/sayi-11-08-Tastan-1.pdf). Yine Hülagu'nun desteğiyle Meraga kütaphanesi ile rasathanesi kuruldu. Kendisi burada görev aldı ve ömrünün sonuna kadar rasathanede çalışmaya devam etti.
Meraga, Doğu'nun en büyük rasathanesi olarak ün yaptı. Rasathane temel ve yardımcı olmak üzere iki guruba ayrılan on üç binadan oluşmaktaydı. İlk bina gurubuna gözlemlerde kullanılan aletler yerleştirildi. İkinci guruptakiler ise medrese, kütüphane ve dükkânlardan oluşmaktaydı. Rasathane tam olarak 1271 yılından itibaren faaliyete girmiştir.
Rasathanenin kurulmasından sonra önemli faaliyetlerde bulunan Tusî, tanınmış İslâm âlimlerini burada topladı. Rasathanenin yanına kurduğu kütüphaneye çok sayıda kitap getirtti. Özellikle Bağdat ve Şam olmak üzere değişik yerlerden getirtilip toplanılan kitaplar bu kütüphanede bir araya getirtildi. Toplanan kitapların sayısının dört yüz bini bulduğu nakledilmektedir.
Tusî'nin yaptığı ilmi faaliyetlerden önemli bir tanesi, trigonometriyi ayrı bir ilim dalı haline getirmesidir. O zamana kadar bu ilim dalı astronominin bir dalı olarak görülmekteydi. Ayrıca, bu ilim dalıyla ilgili eser de yazdı. Geonometri'de önemli bir otorite haline geldi ve kendisinden sonra gelen bilim adamları, ileri sürmüş bulunduğu tezlerin üzerine herhangi bir ilâve yapamadılar.
Nasırüddin Tusî'nin, İlhanlı Devleti'nin kurucu ve hükümdarı olan Hülagu'nun yanında etkili konumu bu hükümdarın ölümünden sonra da devam etmiştir. Tusî, 1274 yılında Bağdat'ta vefat etmiştir.
Tusî'nin ismi sadece Muhakemat'ta geçmektedir. Kelâm konusunu izah eden Bediüzzaman, üslûbun esaslarını üçe ayırır; Mücerred (sade, açık) üslub. Buna Seyyid Şerif ve Tusî'yi örnek vererek "sade olan ma'raz-ı kelâmları (arz ettikleri sözleri , ifade ettikleri) gibi" ifadelerini kullanır. Diğer ikisini; süslü ve sanatlı olan (müzeyyen) üslub, âli (ifadenin yüksek ve nezih olanı) üslûb olarak sıralar (Muhakemat, s. 98). Daha sonra, sıralanan bu üslub tarzlarının nasıl ve nerede kullanılması gereği üzerinde de durur.
Eserlerinde değişik alanlarla ilgili düşüncelerini ortaya koyan Tusî, devletlerin nasıl yükselebileceği konusunu tahlil eder. Devlet organizasyonunda; kalem ehli olan aydınlar, kılıç ehli olan askerler, bürokratlar ve (o zamanın şartlarının gereği) ziraat ehlinin konumunun büyük önem taşıdığı üzerinde durur. Öncelikle devletin adalet temeli üzerine kurulmuş olması gerekir. Adalete dayanan sistemler ancak uzun süre yaşayabilirler. Bunun da tesisi için çok sayıda şartların gerektiğini belirtir. Şartların başında ise, sözünü ettiği dört gurup ile halk arasında uyumun sağlanmış olması gerekir. Sözü edilen dört sosyal sınıftan aydınları suya, askerleri ateşe, bürokratları havaya, çiftçileri de toprağa benzetir. Bu dört gurubun işbirliğine giderek vücuda getirecekleri bir medeniyetin insanları mutlu edeceğini ileri sürer.
Eserleri
Tusî, farklı ilim dallarında, sayıları altmışı geçen eser kaleme almıştır. En önemli eserlerinden bir tanesi Tezkire fi ilmi'l-Hey'e adını taşımaktadır. Bu eser astronomi ilmiyle ilgilidir. Dört bölümden meydana gelmiş olup; astronomi ilminin yardımcı bilim dalları, astronominin kısa açıklaması, kullanılan kavramlar, âlimler tarafından öne sürülmüş bulunan tezler, görüşleri vb. açıklamalar yer almaktadır. Tansuhname-i İlhânî, Farsça olarak yazılmıştır. Hülagu'nun isteği üzerine 1256-59 yılları arasında kaleme alınmıştır. Dört bölümden oluşan eserde, Birunî'ye yapılan atıflar da yer almıştır. Ez-Zicü'l-İlhânî adlı eseri de yine Hülagu'nun isteği üzerine yazmıştır. Eserin aslı Farsça olarak yazılmıştır. Dört ciltten oluşan eserin birinci cildinde Çin, Yunan, Arap ve Fars takvimleri, ikinci ciltte gezegenlerin hareketi, üçüncü ciltte ise yıldız hareketleri izah edilmiştir. Bir ahlâk kitabı olan eseri ise Ahlâk-ı Nâsırî adını taşımaktadır. Eserin Arapça'ya tercümesi de yapılmış, bilâhare İngilizce ve Almanca'ya da tercüme edilmiştir. Konusu ile ilgili olarak İslâm dünyasında yazılmış ilk sistematik eser olduğu ifade edilmiştir (A. Vahap Taştan, agm.).
Google Plus İle Paylaş
    Blogger Comment
    Facebook Comment

0 yorum:

Yorum Gönder



Faydalı Semboller: 
÷ × ½ √ ∞ = ≠ ≤ ≥ ≅ ≈ ~ ⇒ ±  ∈  Δ θ ∴ ∑ ∫ • π -¹ ² ³ ° ( ) [ ] a b ∠   ∟ ´ ´´     || Δ |x-y{ } ∩ ∪ ⊆ ⊂ ⊄ ⊇ ⊃ ⊅ ⊖ |A| Ø  1